bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir
işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. insan kendini, olanaklarını
tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu,
dayanamıyordu. ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel
yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde.
defteri kapadı. ne gereği vardı artık bunları yazmanın ya da birkaç satır yazıp
bırakmanın?
çağdaş edebiyatımızın en ünlü kişilerinden
zebercet, yaşamını günlük yaşamın gerektirdiği en basit işlevlere odaklamış
biri. görünüşüyle son derece gerçek, basit ve sıradan. ama içimizde bıraktığı
etki öyle mi? yusuf atılgan’ın unutulmaz romanı anayurt oteli, bir memleket
portresi, bir mizaç izahı. yayımlandığı ilk günden bu yana başucumuzda. okura
düşen de onu daha yakından tanımak.